• facebook
  • twitter
-A | A+

Tarihçe

Kasabamızın tarihi M.Ö 3000 yılına kadar gitmektedir. Kaymaklı'nın Osmanlı kaynaklarında Rumca adı Enegüp olduğu belirtilmektedir. Geçmişte insanlar kendilerini savunmak için kaleler, yeraltı kentleri yapmışlardır. Yapılan bu yapılardan biri de kasabamızda bulunan yeraltı kentidir.

Bölgemizde 25 bin kilometrelik bir alan içerisinde 200 civarında yeraltı kenti bulunmaktadır. Kapadokya bölgesi de denilen bu bölgenin kasaba ve köylerinde irili ufaklı bir çok yeraltı kenti vardır. Kimler tarafından, ne zaman, ne için inşa edilmiştir, nasıl bir teknikle yapılmıştır, hangi topluluk ve kavimler yaşamışlardır bilinmemektedir. Bizans dönemine ait olanlar dışında yeraltı kentleri hakkında arkeolojik veri de yoktur.

Girişleri genellikle farkedilmeyen yeraltı kentleri, daha çok vadi, plato yamaçlarına yumuşak tüfün oyulmasıyla inşa edilmişlerdir. Evlerden yeraltı kentine ulaşan bağlantılar bulunmaktadır. Kapadokya'da bulunan yeraltı kentlerinin en önemlileri; Kaymaklı, Derinkuyu, Mazı, Özkonak, Özlüce, Acıgöl, Dolayhan, Til, Göynük, Ağzıkarahan, Tatlarin ve Gökçetoprak' tır. Aksaray'da Güzelyurt, ve Pınarbaşı; Kayseri'de Ağırnas ve Yeşilhisar Doğanlı' da da yeraltı kentleri bulunmaktadır. Tüm bu yeraltı kentlerinin tünellerle yer altından bir birlerine bağlı olduğu tahmin edilmektedir.

Yeraltı kentlerinin  girişleri savunma için çok önemlidir. Uzun koridorlardan oluşan girişlerin bittiği yerde iri, yuvarlak ve ortası delik sürgü taşı denilen bir taş bulunmaktadır. Sürgü taşının yan tarafında taşın rahat hareket etmesi için bir odacık bulunur. Karşısında ise tam kapanması için 20-25 cm'lik bir girinti yer alır. Ortasındaki delik ise hem koridordan gelenleri görmek hem de ok, mızrak gibi aletlerle savunma yapabilmek içindir.  Dışardan açılması zor olan sürgü taşlarının çapı 2-2.5 metre, eni 25-30 cm ve ağırlıkları ise 200 ile 500 kilogram arasındadır.

 

Yeraltı kentleri birbirine uzun tünel ve labirentlerle birbirlerine bağlanmış yüzlerce odadan oluşmaktadır. Tüneller dar, alçak ve uzundur. Bazıları ise eğimli yapılmıştır.    Koridor ve odaları aydınlatmak için kandil koymaya yarayan küçük oyuklar oymuşlardır. Kandillerde ketenden elde edilen "Bezir" denilen bir çeşit yağ kullanılmıştır. Yeraltı kentlerinde hem havalandırma, hem haberleşme ve hem de su ihtiyacını karşılamak üzere yapılmış hava bacası(kuyu)  bulunmaktadır.

Kuyunun kenarında iniş, çıkışı sağlayan küçük oyuklar bulunmaktadır. Yeraltı kentlerinin ilk katı genellikle hayvan barınakları(ahır) olarak kullanılmışlardır. Ahırlar kaba oyulmuş olup aşağıda hayvan yemlikleri bulunmaktadır. Hayvanların rahat girmeleri için düz yollar yapmışlardır. Diğer katlarında odalar, ayin yerleri, erzak depoları, üzüm çiğnemek ve şarap yapmak için şırahaneler, mutfaklar ve mutfak içinde bulunan tandırlar mevcuttur. Büyük küplerde bira ve şarap depoladıkları tahmin edilmektedir.

Kapadokya bölgesindeki yeraltı kentleri ilk kimler tarafından inşa edildiği hala sırdır. Bölgede yapılan arkeolojik incelemelerde Prehistorik yerleşimler bulunmasına rağmen, bunların yeraltı kentleriyle ilişkileri saptanamamıştır. Neolitik dönemden (İÖ 8000), eski tunç çağına kadar(İÖ 3000) her hangi bir yaşam izi yoktur. Rastlanan kaya kabartmaları orta ve genç tunç çağıyla ilişkilenmektedir. Hititlere ait bulunan yazıtlar bölgenin uzun süre Hitit egemenliğinde kaldığını göstermektedir. Yeraltı kentlerinin yapılmasına ve genişletilmesine Hititlerin katkısı olduğu sanılmaktadır. Zaman içerisinde Asurlular, Lidyalılar,  Persler, Kimmerlerin egemenliğine de geçen bölge Büyük İskender'le birlikte Helen imparatorluğuna geçmiştir. İÖ 1000'de Kapadokya Krallığının kurulduğu bunlar zaman içinde egemenliklerini korumak için Makedonyalılar, Pontuslar, Galatlar ve Romalılarla sürekli savaşmışlardır. Yeraltı kentleriyle ilgili ilk bulgular bölgenin Bizanslılara geçmesiyle İS 5-10. yüzyıllarda geçen döneme ait bilgilerdir. Kasabamızdaki yeraltı kenti 1964 yılında ziyarete açıldı. Kaymaklı kalesi de denilen yerin altında bulunmaktadır.

Halk, evlerini genelde yeraltı kentine yakın olarak inşa etmiş ve yeraltı kentine bağlantılar kurulmuştur. Yeraltı kentlerinin uygun yerlerini depo, kiler ve ahır olarak kullanmışlardır. Kaymaklı yeraltı kentinde pasajlar dar, alçak ve eğimlidir. Halen 4 katı açık olan kentte mekanlar havalandırma bacası etrafında toplanmıştır. 1. katta ahır bulunmaktadır. 2. katta bulunan kilisede papazın vaaz yeri ve iki taraflı apsisler  bulunmaktadır. Apsislerin önünde vaftiz taşı yer almaktadır.  Kentin önemli mekanları 3. kattadır. Depolar şırahaneler ve mutfaklar bu katta yer almaktadır. Mutfakta bulunan andezit taş oldukça ilginçtir. M.T.A. Enstitüsünden Ergün Kaplan'ın yaptığı araştırmalar sonucunda bu taşın bakır cevheri öğütmede kullanıldığı anlaşılmıştır.4. katta ise bol miktarda depo, küp ve şırahaneler bulunmaktadır. Diğer dört kat ise hala tamamı açılamamıştır.Bölge Osmanlı egemenliğine geçtikten sonra, Nevşehir'li (Muşkara) Damat İbrahim paşanın Osmanlı sarayına damat olmasından sonra köye bazı hizmetler yapılmıştır.

Damat İbrahim Paşa vezir olduktan sonra, kasabamız eşrafından Hacı Abdullah Ağa da aşçıbaşı olarak Osmanlı sarayına girmiştir. 1732 yılında İnşa edilen Yeğenağa Abdullah Cami  halk arasında Kurşunlu Camii olarak anılmaktadır. Aynı dönemde Kasabaya su getirmek için su yolları da yapılmıştır.

 

Kaymaklı Kurşunlu Camisi 1732 yılında bitirilmiştir. Mihrabı, iki saf cemaat alacak kadar sünmüş, geri kalan orta kısım yarım ay şeklini andırır. Duvarlara bitişik 8 direk üzerine yapılmıştır.Direklerin başlıklarına kemer ayakları konmuş. Dördü büyük, dördü küçük 8 kemer yapılmıştır. Bu kemerlerin üzerine ana kubbe konmuştur. Küçük kemerlerin koltuklarına 4 adet yarım davlumbazda camiinin taşından, ikisi mermer olmak üzere 4 yuvarlak direk konarak; direkler üzerine üç davlumbaz yapılmıştır.Caminin Doğu tarafına bitişik bir de sübyan mektebi yapılmış ise de 65 yıl önce yıkılmıştır. Caminin tek minaresine mahvelden çıkılır. Yüksekliği 30 metredir. Mahfeli tahtadan yapılmıştır.

Kaymaklı' da Cumhuriyet kurulana kadar hala Rumlar ve Türkler bir arada yaşarlarmış. Yapılan mübadele anlaşmasından sonra Rumlar gitmişler ve Türk göçmenler kasabamıza gelmişlerdir. Rumların yapmış olduğu evlerde özel bir mimari ile yapılmış olanlar da vardır. Rumların kalan toprakları göçmenlere verilmiştir. Rumların ibadeti için birde kilise vardır. Bu kilise son zamanlara kadar depo olarak kullanılmaktaydı.

Bu Tarih dolu kasabamızla ne kadar gurur duyuyorsak bu tarihe sahip çıkarak onu korumamız ve tanıtmamız gereklidir. Bu görevleri tüm Kaymaklı' lar severek yapacaklarına inanıyorum.

 

Kaynak İhsan ÖZTEN